Maden Hukuku

Maden Hukuku

MADEN HUKUKU Yer kabuğunda ve su kaynaklarında tabii olarak bulunan,ekonomik ve ticari değeri olan, petrol, doğalgaz, jeotermal ve su kaynakları dışında kalan her türlü madde madendir T.C. Anayasası’nda düzenlendiği şekliyle tabii servetler ve kaynaklar yani madenler üzerinde tasarrufta bulunma hakkı devlete aittir. Madenler üzerinde tasarrufta bulunma, bunların aranması ve işletilmesidir. Devlet madenler üzerindeki bu hakkını belli bir süre için, gerçek ve tüzel kişilere devredebilir. Hangi tabii servet ve kaynağın arama ve işletilmesinin, Devletin gerçek ve tüzel kişilerle ortak olarak veya doğrudan gerçek ve tüzel kişiler eliyle yapılması, kanunun açık iznine bağlıdır. Bu durumda gerçek ve tüzel kişilerin uyması gereken şartlar ve Devletçe yapılacak gözetim, denetim usul ve esasları ve müeyyideler kanunlarla belirlenmiştir. Madencilik sektörünün kendine has teknik ve ekonomik özelliklere sahip olması nedeniyle bu alana özel düzenlemeler getirilmiştir. Maden hukuku, kamu hukuku ve özel hukukun kaynaştığı bir hukuk dalıdır. Genel olarak Medeni Kanun,İş Kanunu, Çevre Kanunu, Orman Kanunu, vergi kanunları, dış ticaret kanunları ve bu alana özgün düzenlenmiş Maden Kanunu ile düzenlenen maden hukuku; madenler üzerinde tasarrufta bulunabilme hakkının devlet iznine bağlı olması ve bu alanda yapılacak gözetim ve denetimlerin büyük çoğunluğunun devlet eliyle yapılması nedenleriyle idare hukukuyla da yakından ilişkilidir. İnsanlık tarihi boyunca çağlara isimlerini verecek öneme sahip bulunan madenlerin günümüzdeki önemi artarak devam etmektedir. Bilim, sanayi ve teknolojinin temelinde maden ve madenlerin işlenmesi yer almaktadır. Önemi nedeniyle madenlerin çıkarılması, işletilmesi ve kullanılması hakkına sahip olan kişi ve firmalar, büyük bir ekonomik güç elde etmekte, ulusal ve uluslararası piyasalarda söz sahibi olmakta, ticari hayata yön verebilmektedirler. Türkiye’de madencilik, çoğu maden kaynağı yönünden dünyada sayılı ülkeler arasında yer alınması, jeopolitik konum, madencilik alanındaki son dönem mevzuat yenilikleri ve bu alandaki desteklerin güçlendirilmesi gibi nedenlerle sahip olduğu önemini artırarak devam ettirmektedir. Bir ülkenin madencilik ile ilgili kanunları o ülkenin madencilik sektörüne ilişkin politikaları, ülkenin ekonomik düzeyi, teknik gelişmişliği vb. alanlarda bilgi vermektedir. Maden hukukunun temel düzenlemelerini içeren maden kanunu zaman içinde uğradığı değişiklikler sonucu 21.03.2018 tarihinde yapılan son değişikliklerle bugünkü halini almıştır. Son kanun değişikliği ile çoğu kavram kaldırılmış veya değiştirilmiş, yeni kavram ve süjeler eklenmiş, madencilik faaliyetleri ile ilgili izin, ruhsat, sözleşme, denetleme, destek, devlet alacağı gibi konularda yeni düzenlemeler yapılmıştır. Maden Kanunumuza göre madencilik faaliyetleriyle ilgili bakanlık; T.C. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı, Genel Müdürlük; T.C. Enerji ve Tabiî Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğüdür. Bu bakanlık ve müdürlükle beraber madencilik faaliyetleri kapsamında alınması gereken izin/ruhsat, yapılacak denetimler, sunulacak raporlar gibi hususlarda T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman Genel Müdürlüğü gibi birden çok bakanlık ve müdürlük kendi alanları dahilinde yetkili ve görevlidir. Genel olarak madencilik, arama faaliyetleri ile başlayan, cevher üretimi-zenginleştirilmesi ile devam eden ve çalışılan yerlerin kapatılması ve çevre düzenlemesi ile son bulan, diğer ticari faaliyetlere göre daha kapsamlı, uzun ve maliyetli bir süreçler bütünüdür. Madencilik faaliyetlerinde bulunabilmek için sahip olunması gereken hak maden hakkıdır. Maden hakkı madenlerin aranması, bulunması ve işletilebilmesi için verilen izinler ve maden yataklarının bulunmasına yardımcı olanlara tanınan maddî imkânlardır. Maden hakları, medeni hakları kullanmaya ehil Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarına, madencilik yapabileceği statüsünde yazılı Türkiye Cumhuriyeti Kanunlarına göre kurulmuş tüzel kişiliği haiz şirketlere, kamu iktisadi teşebbüsleri ile müesseseleri, bağlı ortaklıkları ve iştirakleri ile diğer kamu kurum, kuruluş ve idarelerine, gerçek veya tüzel tek kişi adına verilir. Bu hakkın kullanımı, hak talep edilen saha ile ilgili müracaat ve ruhsatlandırma ile başlar ve madenin işletilmesi ile devam eder. Bu süreç ana hatlarıyla müracaat, arama ruhsatı, ön arama dönemi, genel arama dönemi, detay arama dönemi ve işletme ruhsatı/sertifikası şeklindedir. Bu süreçler her maden grubu için farklı prosedür ve sürelerde gerçekleşmektedir. Maden işletmesinin gerçekleştirilmesi diğer faaliyetlere göre sıkı şartlara bağlanmıştır. Bunun nedeni maden işletmesinde tehlike boyutunun yüksek olması, işletme faaliyetlerinin özel mülkte değil devlet hakimiyetindeki unsurlar üzerinde gerçekleşmesi, yükümlülüklerin yanında ekonomik getirisinin yüksek olması, kendine has teknik bilgi ve teknolojik unsurlar içermesi ve benzerleridir. Madencilik alanına özgün kanunun varlığı, bu alandaki faaliyetlerin diğer ticari faaliyetlere nazaran kendine has özellikler taşıdığının bir göstergesidir. Madencilik faaliyeti, kamusal özelliğin yanında bir ticari iştir ve her ticari iş gibi işçi-işveren ilişkisine dayanmaktadır. Bu alanda maden işçisi ve işverenin karşılıklı hak ve yükümlülükleri bulunmaktadır. Ancak, burada klasik iş sözleşmelerinden farklı olarak işçi ve işveren unsurlarının yanında teknik ve daimi nezaretçi gibi madencilik faaliyetlerine has süjeler bulunmakta ve bu süjelerin de kendi görevleri dolayısıyla hak ve yükümlülükleri söz konusu olmaktadır. Söz konusu hak ve yükümlülükler ulusal ve uluslararası mevzuattan kaynaklıdır. Bu hak ve yükümlülüklerle sağlanması amaçlanan belki en önemli husus, iş sağlığı ve güvenliğidir. Bu bakımdan maden işleteni işveren açısından; Çalışanları veya temsilcilerini, işyerinde sağlık ve güvenlikle ilgili alınması gereken tüm tedbirler kapsamında Maden İşyerleri İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmeliğinin, özellikle 5, 6, 7 ve 8 inci maddelerinin uygulanması hakkında bilgilendirilmek, Çalışanları, yapmakta oldukları işlerde maruz kaldıkları sağlık ve güvenlik risklerine uygun olarak sağlık gözetimine tabi tutmak, işe girişlerinde ve işin devamı süresince periyodik olarak sağlık gözetimleri yapmak, Patlama meydana gelmesini ve yangın çıkmasını ve bunların olumsuz etkilerini önlemek üzere, patlayıcı ve sağlığa zararlı ortam havasının oluşmasını önlemek, yapılan işlemlerin doğası gereği patlayıcı ortam oluşmasının önlenmesi mümkün değilse patlayıcı ortamın tutuşmasını önlemek, patlama ve yangın başlangıçlarını tespit etmek, yayılmasını önlemek ve mücadele etmek için yapılan işe uygun tedbirler almak. Bir tehlike anında çalışanların çalışma yerlerini en kısa zamanda ve güvenli bir şekilde terk edebilmeleri için uygun kaçış ve kurtarma araçlarını sağlamak ve kullanıma hazır bulundurmak, İşyerinin bütününde gerekli haberleşme ve iletişim sistemini kurmak. İhtiyaç halinde yardım, kaçış ve kurtarma işlemlerinin derhal uygulamaya konulabilmesi için gerekli uyarı ve diğer iletişim sistemlerini hazır bulundurmak, Yönetmelikte belirtilen konularda Kanunun 18 inci maddesine uygun olarak çalışanların veya temsilcilerinin görüşlerini almak ve katılımlarını sağmak, Çalışma yapılan bütün yeraltı işletmelerinde üretime başlamadan önce uygun bir havalandırma sistemi kurmak, havalandırmanın sürekliliğini ve kararlılığını sağlayacak tedbirler almak, Bütün yeraltı işlerinde, taş, toprak, kömür, cevher vb. maddelerin kayma ve düşmelerini önlemek üzere, uygun ve yeterli tahkimat yapmak, şeklinde vb. hususlarda azami dikkat ve özen gösterilmesi gereken yükümlülükler bulunmaktadır. İşleten, mevcut bu yükümlülüklerle beraber mevzuattan kaynağını alan işveren sıfatıyla sahip olunan haklarını kullanabilmekte, kullanamaması halinde haklarına kavuşmak için dava ve talepte bulunabilmektedir. Maden İşçi açısından; Maden işçisi T.C. Anayasası, İş Kanunu, Maden Kanunu ve uluslararası sözleşmeler temel olmak üzere Türk hukuk mevzuatınca işçiye tanınmış tüm hakları kullanır. Diğer iş ilişkilerine mensup işçilerle karşılaştırıldığında ise maden işçilerinin hakları belli hususlarda farklılık göstermektedir. Bunun nedeni işyerinin madencilik faaliyeti yapılan, sıcaklık, nem, hava, ulaşım ve benzeri konularda zorlukların yaşandığı ve yüksek riske sahip yerler olmasıdır. Örneğin ücret almak her işçinin hakkıdır. Ücretin miktarı en az asgari sınır kadardır. Maden Kanunu ek madde9’a göre ise “… 4. Grup madenlerden olan “Linyit” ve “Taşkömürü” çıkarılan işyerlerinde, yer altında çalışan işçilere ödenecek ücret miktarı 4857 sayılı Kanunun 39 uncu maddesi uyarınca belirlenen asgari ücretin iki katından az olamaz. ” denilmektedir. Görüldüğü üzere, çalışma koşulları göz önüne alınarak maden işçilerinin hakları çalıştıkları işin özelliklerine uygun olarak düzenlenmiştir. Maden işletmecisi/işveren açısından sayılan yükümlülüklerin yerine getirilme halleri, maden işçisi açısından hakları oluşturmaktadır. Bu hakların sağlanmasını istemek ise maden işçisinin temel hakkıdır. Maden hukuku alanında avukatlar tarafından verilebilen başlıca hizmetler aşağıdaki gibidir; Madencilik faaliyetleri yürütmek amacıyla maden arama ve işletme izinlerinin alınması, devri, feshi; buluculuk hakkı elde edilmesi, sürdürülmesi ve sözleşmelerin hazırlanması aşamalarında danışmanlık ve bu aşamalarda meydana gelen hukuki uyuşmazlıklarda dava vekilliği yapılması. Maden ve maden sahası üzerindeki hakların devri ve intikali aşamalarında hukuki danışmanlık ve bu aşamalarda meydana gelecek uyuşmazlıklarda dava vekilliği yapılması. Maden işletme kazalarından ( maden ocağı kazası gibi, oluşacak kazanın işyeri kazası olarak nitelendirilebileceği her hal ) doğan ceza ve tazminat davalarında dava vekilliği yapılması. Maden işleten/işveren ile maden işçisi arasında oluşabilecek her türlü uyuşmazlık halinde danışmanlık ve bu aşamalarda meydana gelen hukuki uyuşmazlıklarda dava vekilliği yapılması.